Bir gün, bir adam çilekleri tuzlayıp çöpe atmaya karar vermiş. Neden mi? Çünkü çilekler ona, 'Biz deniz ürünleri değiliz!' diyerek isyan etmiş! Belki de çilekler tuzlu suya düşmeyi sadece deniz canlılarına layık görüyordu. Ya da adam, çileklerin balık gibi yüzmesini istemişti. Sonuçta, tuz ve çilek buluşması tam bir mutfak devrimi demekti! Ama işte, her devrimde olduğu gibi, bu da çöpe gitti!
Sokakta yürüyen bir adam, kafasına düşen bir saksı ile karşılaştı. Evet, bu sıradan bir olay değil! Saksı, tam bir karış kala durdu ama adam neden öldü? Belki de düşen saksı, onun başında bir düşünce patlamasına...
Bir gece yarısı, adamın yatağının etrafında dolandığını gören komşusu, neler olduğunu merak etmiş. Belki de yatak onun için bir dans pisti, belki de yastıklarıyla tartışmaya girmiştir! Ya da belki de rüyalarına bir yere gitmek için...
Bir adam denize düşmüş, etrafındaki herkes şok içinde! Bütün gözler ona çevrilmişken, acaba neden ölmemiştir? Belki de suyu görünce dans etmeye başlamıştır! Ya da belki yanında gizli bir can simidi vardır, ama o da ne?...
Bir adam düşünün, son derece hafif ama bir o kadar da tuhaf! Yatağına uzandığında, sanki üzerine bir bomba düşmüş gibi yatağı kırılıyor. Ama nasıl olur, değil mi? Kilo probleminin ne önemi var ki? Belki de...
Bir gün bir adam uykusunun geldiğini hissetmiş. Tam o an ne yapacağını şaşırmış! Kedi gibi miyavlayıp, ortalıkta zıplamaya başlamış. Sonra kafasında beliren bir soru belirir: Rüyalar mı yoksa kahve mi daha güçlü? Arkadaşları ise onu...
Bilmeceler dünyasında kaybolmuş bir gezgin gibi hissediyor musunuz? Adapazarı’nda öyle bir şey yapılır ki, aniden kaplanlar tango etmeye başlayabilir! Ya da belki de gökyüzü mavi yerine mor olur ve herkes sadece dondurma yemekle meşguldür. Ama...