Bir gün, adam atına binmek için tam hazırlık yaparken, havada uçan bir dondurma kamyonu görmüş. Hemen yanına gitmiş ama dondurma kamyonu da ata binmeye bayılıyormuş! Adam, atıyla birlikte dans etmeye başlamışlar. Sonrasında ne olmuş, dondurma kamyonu şehir turuna çıkmış. Adam, hala atını beklerken, dondurmasız kalmış ama bir kova dolusu çikolata sosu kazanmış! Şimdi, bu durumdan ne dersin? Absürt bir durum değil mi?
Bütün mahalleli merak içinde! Adam, 100. kattan düşüp 2. katta birini arıyor. Durum oldukça komik. Ama merak etmeyin, o ölmeden kaçtı! Peki, böyle bir şey mümkün mü? Anlaşılan adamın bir sırrı var. Yoksa bu sadece...
Bir gün adam bilgisayarın başına geçti, oyun başladı. Ama oyun öyle bir oyun ki, hasta olmaktan kaçamadı. Belki klavye ona ‘sıcak’ dediydi, ya da fare ona ‘kaç’ dedi? Ya da belki de oyundaki canavarlardan biri,...
Bu ilginç bilmece, günlük hayatın sıradan olaylarına bambaşka bir bakış açısıyla yaklaşmamıza olanak tanıyor. Adam neden 16. kattan düşüp de zarar görmeden kurtuldu? Belki de bir yere düşmek yerine, ‘düşünmek’ üzere havalandı! Ya da belki...
Bir gün, baltasıyla ormana giden bir adam, kendini derin bir çukurda bulunca hayatta kalmak için ne yapacağını düşünmeye başladı. Üç gün ve üç gece çukurda mahsur kaldıktan sonra, acaba açlıktan mı yoksa başka bir şeyden...
Bir sabah, bilgisayar başında uyuyan bir adam, nezle olup kalkınca şaşkınlık içinde kalır. Bilgisayarın tuşlarından mı, yoksa fareden mi hastalık kaptı? Belki de rüyasında virüs yazılımı ile savaşırken kendini tutamayıp hayallerin dünyasında bir soğuk algınlığına...
Bir adam denize düşmüş, etrafındaki herkes şok içinde! Bütün gözler ona çevrilmişken, acaba neden ölmemiştir? Belki de suyu görünce dans etmeye başlamıştır! Ya da belki yanında gizli bir can simidi vardır, ama o da ne?...