Bir adam düşünün ki, iki ayak üzerinde durmasına rağmen yürüyemiyor! Belki de zemin kaygandır, belki de kendisi yalnızca bir heykel. Ama kim bilir, belki de aslında o sadece bir fikir! Yürümek yerine oturan, koşmak yerine düşünen, hayalleriyle yürüyen bir adam. Absürt bir bilmeceyle karşılaştınız, şimdi düşünme zamanı. Acaba bu adam gerçekten kim?
Güzellik, çoğu zaman zarafetle ve şıklıkla anılır. Ama bir düşün, güzel bir çiçeğe, çürük bir meyve mi yakışır? Ya da bir tabloya, silgi mi? Elbette hayır! Bu absürt bilmecede güzellerin dünyasında yeralmayan bir detay var....
Trafikte her şey mümkün! Bir güzel kadının yolda araba tarafından ezilmesi, ehliyet sınavında karşılaşabileceğiniz en tuhaf soru değil mi? Uygun bir yanıt ararken gülümsemekten kendinizi alamayacaksınız. Belki de bu durum, kadının ne kadar güzel olduğunu...
Güneş tutulması, Güneş'in ayakkabısını kaybettiğinde gerçekleşir! Evet, tam olarak böyle! Kocaman bir Güneş, her sabah ayakkabılarını giymekle meşguldür. Bir gün, Merkür ona 'Hadi, biraz da ben giyineyim!' der ve işte o an başlayan bir moda...
Bir bilmece var ki, atalar bile bu soruya yanıt veremiyor! Hadi bakalım, hangi ata sözüne güvenmeyeceksin? Efsane bir yanlış anlamayla dolu, düşün düşün, belki de cevabı bulursun! Ama dikkat et, bilgelik daima tuhaflıkla el ele...
Oruçlu olduğunuzda ne yerseniz yerseniz, ama bu et işin içine girerse işler karışır! Peki, hangi et orucu bozmuyor? Belki de gökyüzünden düşen şarkı söyleyen domuz eti? Ya da uzaylıların pişirdiği spagettiler? Kafalar karışıyor değil mi?...
Hayal gücünüzü zorlayın! Yüzme bilmeyen bir et düşünmek, kulağa garip geliyor değil mi? Dalgalarla dans eden etler, sahilde güneşlenen şişirilmiş tahıllar... Hangi etin suya atladığını, yüzme yarışına katıldığını hayal edin. Bütün bunlar, olmayan bir dünyada...